Lafın Gelişi ve Beyaz Balinalar
Bir gün bütün hikâyeyi daha ayrıntılı anlatıncaya kadar 2022 tarihinde Lafın Gelişi’nin Patreon sayfası için yazdığım bir yazıdan bazı kesitleri paylaşacağım;
Beyaz Balinaların Peşinde Geçen 10 Sene
[…]
Daha liseye yeni geçtiğimiz tarihlerde internet radyoculuğuna merak saldık; şu an hatırlamadığım bir site üzerinden 5555 adıyla yayınlar yapıyor, çoğunlukla rap müzikler çalıp müzik aralarında muhabbet ediyorduk. Bu kaçak internet radyoculuğu ile başlayan süreç kısa filmler, bloglar, animasyon denemeleri, YouTube kanalları ve tabii aşina olduğunuz podcast gibi çeşitli mecralar üzerinden hep bir şekilde devam etti. Nerede yeni bir içerik üretim şekli görsek denemek istedik, ne zaman etkilendiğimiz bir içerik görsek üzerine katma hevesine kapıldık. Zaman zaman farklı odak noktalarımız olsa bile hiçbir zaman medyadan çok uzaklaş(a)madık.
[…]
Anladım ki yaratıcı anlamda saygı duyup takdir ettiğimiz insanların neredeyse tamamının daha öncesinden utandıkları veyahut tam anlamıyla memnun olmadıkları içeriklerinin olması tesadüfen değil. Sanıyorum biz de 1 adet her yönüyle tamamlanmış ve geri dönüp baktığımızda gurur duyacağımız bir proje için 10 tane memnun olmadığımız içeriğimizin olmasını sorun etmezdik fakat nasıl olduysa peşine düştüğümüz balinayı avlamanın takıntısı ile koca bir okyanusu es geçtik.
Podcast üreticiliği yıllar içerisinde atıldığımız bu çeşitli maceralardan sadece bir tanesiydi. Yeni medya türlerine olan merakımız ve etkilendiğimiz içeriklerin üzerine katma hevesimiz bizi 2018 yılında podcast içeriği üretmeye itti. Yurt dışında yükselişini ve gelişimini takip ettiğim bu yeni içerik türünü Türkiye’de de üretilebileceğine olan inancımız ile Berker ve ben, kondenser mikrofonunu yanına alıp kendisini bizim salona atan Burak Aktaş ile kayıtlarımıza başladık.
Atıldığımız her iş gibi ana motivasyon kaynağımız içimizdeki üretme isteği olduğu için planlı ve organizasyonlu bir giriş yerine Paint üzerinden yapılmış bir kapak ve o an aklımıza ilk gelen fikirler ile kayda girdik. Türkiye’nin ilk podcastlerinden biri olmamızın avantajı ile yıllar içerisinde dinlenme sayılarımız arttı, listelerde yüksek yerlerde kendimize yer bulduk, iTunes uzun bir süre önerilen (featured) podcast sıralamasında en tepede tuttu. Kendi çapında bir başarı gibi görünse de burada sorgulanması gereken en önemli nokta bütün bu gelişmelere rağmen neden istikrar sağlayamadık?
Lafın Gelişi’nin kazandığı ivme ile zihnimizde her yönüyle ulaşmak istediğimiz gerçek dışı bir mükemmellik oluştu. Her hafta farklı bir ses kayıt süreci denedik, 5 yıl içerisinde 5 farklı logo değiştirdik, tanıtım bölümünü belki 10 kere baştan kaydettik, çeşitli konuklar ve farklı katılımcılar denedik, içerik için sürekli yeni fikirler arayışına girdik. En iyi bölüm, en iyi ses kalitesi, en iyi görseller, en iyi tanıtım şeklinde uzayıp giden bu listenin içerisinde kendimizi kaybettik. İşin belki de en ironik kısmı bütün bunları doğal ve samimi bir içerik kaygısı ile gerçekleştirmiş olmamız.
Aslında, teknik ve deneyim ile kazanılacak gelişimler hariç, Lafın Gelişi’nin en iyi hâli için başından beri sahip olduğumuz hikâye anlatıcılığı ve içerik üretme isteğinin yeterli olduğunu ya hiç fark edemedik ya da süreç içerisinde bir şekilde unuttuk. Daha aldığımız ilk kayıttan itibaren detayları hariç geliştirilmeye veya değiştirilmeye ihtiyacı olmayan bir içerik ürettiğimiz gerçeğini etrafımızdaki pek çok insana ve bize ulaşan dinleyicilerimize rağmen kendimize bir türlü kabul ettiremedik.
Ne yazık ki hayallerimizi hayata geçiremeyişimizin tek sebebi olarak mükemmeliyetçiliği ortaya atabilecek kadar mükemmeliyetçi bir insan değilim. Pek tabii burada gereği olmadığı için değinmediğim birçok türlü iç ve dış sebepler var fakat elimizdekini değerlendirmeye çalışmak yerine var olmayan bir en iyiyi arama çabası ile yıllar içerisinde kendimizi yıprattığımız çok açık.
Belirtmemiş olsam da anlattıklarımın kapsamının sadece Lafın Gelişi’ne olmadığını anlamışsınızdır. Eğer bu yazıyı okuyanlarınız arasında yaratıcı bir süreçle uğraşan, hâlihazırda içerik üreten ya da üretmeyi düşünenleriniz varsa aynı hataya düşmemeleri açısından belki bir hatırlatma yapmış olurum. Bazen en sağlıklı yaklaşım bizim podcast maceramızın en başında farkında olmadan uygulamadığımız, detaylara takılmadan sadece ürün ortaya koymaya yönelik yaklaşım olabiliyor.
[…]